ADS- Raydan çıktık geliyoruz
“hani şimdi bize
cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır,
yalnız cumaları
yalnız pazarları..
hani şimdi biz
bir peri masalı dinler gibi seyrederiz
ışıklı caddelerde mağazaları,
hani bunlar
77 katlı yekpare camdan mağazalardır.
hani şimdi biz haykırırız
cevap:
açılır kara kaplı kitap:
zindan..
kayış kapar kolumuzu
kırılan kemik
kan.
hani şimdi bizim soframıza
haftada bir et gelir.
ve
çocuklarımız işten eve
sapsarı iskelet gelir..
hani şimdi biz..
inanın:
güzel günler göreceğiz çocuklar
güneşli günler
göre-
-ceğiz.
motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
süre-
-ceğiz….. “
ne güzel söylemiş mavi gözlü dev.
nerden başlasam.. nereden başlasam. 28 aralık 1940.. çıkarılan bir kanunla 500’den fazla çalışanı bulunan kurumların bir spor takımı da kurması gerekliydi. demiryolu işçileri de bunun üzerine bu soylu kavgamızı başlattığında belki de farkında değillerdi. hayır hayır bu sevdanın yüreklere yayılacağının kesinlikle farkında değillerdi.
muharrem gülergin mi desem. neyse sustum.
bekir çınar mı desem. yok yok sustum.
ptt 1. lig’in en çok seyirci ortalamasıyla oynayan takımı. mavi düşlerin lacivert gölgesi. ihanetin başkentinde, bu verimli topraklarda yetişen bir sevda. karşılık beklemeksizin yaşanan bir aşk. aniden bastıran sağanak yağmur altında -şemsiyesiz ve hazırlıksız yakalanmalarına rağmen- ki şemsiyeymiş falan bunlar tribün adamını bozar, hele hele adanalıyı bozar allah bozar. yağmurluk mu? peeh. üstü açık maraton tribününde 90 dakika “beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda” söyleyebilecek, ertesi gün içli içli burnunu çekip, olsun hasta olmamıza değdi ama ne maçtı diyebilecek bir aşkla bağlı taraftarlara sahip. ben değil, kapalı b üst benim yerim yurdum.
şimdi sen, playoff var dediler geldik dedin yine. şimdi sen, “herkes bizden iyi oynayabilir ama kimse bizim kadar inanamaz” dedin yine.
şimdi sen, bunca yıl gözden uzakta ıssızlarda karanlıklarda sevdasını büyüten bu yüreklere yeni bir umut verdin. 17 yıl mı 18 mi oldu sahi kaç oldu? inan gücümüze gitmiyor, yükselme liglerinde kaç kişiye oynuyorsan şimdi onun “biraz” fazlasına oynuyorsun o kadar. süper lige çıksan “biraz” daha fazlasına oynayacaksın. bu birazlar çok da önemli değil aslında.
aslolan, bu verimli toprakların çocuklarının şu süper lig dedikleri naneye taraftar nasıl olunmalı, tribünde teslim olmak yok demesi. sesini tüm türkiye’nin gözlerine duyurması, aslolan bu. başka bir amacımız yok, milyon dolarlara da ihtiyacımız yok. kavgamız süper lig’e tribün kültürü getirmek, yıllardır unutulan futbol romantiklerinin sesini duyurması. karşılıksız sevginin en büyük aşk olduğunu göstermek, inan başka bir amacımız yok.
o yüzden
bizleri anlasana
futbol asla sadece futbol değildir gibi sikko cümleler kurmak istemiyorum. fakat, ne diyeyim mahmut mu diyim. let’s kick racism out of football diyelim bari.
çocuklar inanın.
inanın çocuklar..
güzel günler göreceğiz,
güneşli günler.
motorları maviliklere süreceğiz,
şampiyonluk şarkıları söyleyeceğiz.
belki sen, süper lig şimdilik bize göre değil takılalım işte burda diyeceksin. canın sağolsun o vakit. sorun değil. kafana göre adana demir.
herşeye rağmen içimizde bir ses, bu sefer olacak diyor.
yine atıldık bir kavgaya, yürüyoruz en önde.
tek dileğimiz cesaret, daha fazla cesaret
